Dolunay kovalar beni arkamdan
Bırakırken ruhumu yükseklere
Koşmaya başlarım soluksuz
Martılar değil
Bir tek rüzgar
Kesif ter ve deniz kokusu sinmiş
Soğuk rüzgar yarışır benimle
Ayaklarım kayar
Gecenin gözyaşıyla ıslanmış
Yakamoz kiremitlerde
Ve çarparım
Kırık dökük bacaların sivri köşelerine
Akarken kanım yağmur oluklarından sokağa
Tiz kahkahalarını duyarım sanki
Gecenin hareminde tutsak yıldızların
Aldırmam
Görürüm yine de
kentin griliğini saklayamayan
Gecenin mavi ışığını
Yansıdığı tüm yüzeylerde
Ve ben girerken şafakta
Kimbilir hangi göçebe bedene ait bir konağa
Unuturum her seferinde
Uyuyan kırlangıçlara fısıldamayı
Aslında Ay'ın oğlu olduğumu....
Orkun Aksoy
temmuz 2007